Rakkoc.Com Recep Akkoç / Rakkocun Yazıtları

3Oca/122

ADINI SEN KOY

Küçük kasabanın birinde bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, bir gece kulubü inşa etmeye başlamış. İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler. Ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar. Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu gece kulubü için hergün beddua etmekten öteye geçememiş.

İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu gece kulubü yerle bir olmuş. Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler, ancak gece kulubü sahibi adam cami imamının ve cemaatin direk veya indirek olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddası ile camiye karşı tazminat davası açmış.

Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler.
Bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler. Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkeme günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp:

- Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum, demiş.

Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var.
-Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir gece kulubü sahibi,
-Diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve cemaati...!

Nefis bir fıkra... Aynen günümüzde olduğu gibi kimi dinsizlerin menfaat ve çıkarları uğruna nasıl dindar gözüktükleri ile, kimi dindarların çıkarları uğruna nasıl dini inkar ettiklerinin hikayesi...

Kategori: Fikra 2 Yorumlar
16Kas/111

Ben sizin öz kutup ayınız mıyım?

Bir gün ailenin küçük yavrusu annesine gider:
- Anne, ben sizin öz kutup ayınız mıyım? der.
Anne:
- O ne biçim soru oğlum? Elbette sen bizim öz kutup ayımızsın! diye cevaplar soruyu.
Ufaklık pek de ikna olmadan oradan ayrılır. Bu kez abisinin yanına gider ve:
- Abi, ben sizin öz kutup ayınız mıyım?
- Saçmalama len! Tabi ki sen bizim öz kutup ayımızsın, ne sandın ya? der.
Ufaklık gene ikna olmamıştır ama çaresizce oradan da ayrılır ve 1-2 gün aklını başka şeylerle meşgul eder. Derken baba avdan gelir. Birlikte yenen yemekten sonra bizim ufaklık bu kez babanın yanına gider ve klasik soruyu ona yöneltir:
- Baba, ben sizin öz kutup ayınız mıyım?
Baba daha önce hanımıyla konuşmuş ve durumdan haberdardır. Ona şöyle der:
- Yavrum bu soruyu daha önce annene ve abine de sormuşsun. Sen elbette bizim öz kutup ayımızsın ama seni bu soruyu sormaya iten sebep nedir?
Ufaklık:
- Yafw baba üşüyom üşüyom...