Rakkoc.Com Recep Akkoç / Rakkocun Yazıtları

29Şub/120

iKitap: E-kitap’a yeni bir satış noktası

E-kitap satışının basılı kitap satışlarını geçtiği2011 yılını geride bıraktık. 2012 yılında tablet satışlarına doğru orantılı olarak e-kitap satışlarının aynı hızla artacağını tahmin etmek zor değil. Türkiye’de bu alanda belli başlı birkaç girişim bulunuyor. Ancak yine de Türkiye’de e-kitap sektörünün doyum noktasına ulaşmanın çok uzağında olduğunu söyleyebiliriz.

Timaş yayınlarının yatırımıyla gerçekleşen girişimin adı iKitap. iPad ve iPhone uygulaması üzerinden çalışan iKitap’a, web üzerinden de kullanıcıların ulaşması mümkün.

 

Uygulamanın sade bir arayüze sahip olduğunu söyleyebiliriz. ‘Kitaplarım’, ‘Vitrin’, ‘Katalog’ ve ‘Hesabım’ gibi kategoriler uygulamanın üst kısmında bulunuyor. Hem kategori çeşidinin az olması, hem de ulaşım kolaylığı, kullanıcıların gözünü yormuyor. Özellikle satın almak istediğiniz kitapların fiyat, yazar ve tür gibi bilgilerine kolay bir şekilde görüntülenebiliyor.

Kategorileri ayrıntılı incelemeden önce iKitap’ın en çok dikkat çeken noktasını paylaşmak istiyoruz. Şu anda iPhone, iPad ve web üzerinde çalışan iKitap eş zamanlı olarak kullanılabiliyor. Örnek vermek gerekirse, web üzerinden satın alınan bir kitap, iPhone’dan da okunabiliyor. Aynı durum okunan kitabı işaretlemek için de geçerli. Eşleştirme işlemini gerçekleştirmek için iTunes kullanılabiliyor. Akıllı cihaz üzerinden eşleştirmeyi gerçekleştirmek için ise iPad’de ‘Kitaplarım’ bölümündeki ‘yenile’ butonundan, iPhone’da ise ‘Hesabım’ bölümünden yapılabiliyor.

Satın alınan kitaplar, ‘Kitaplarım’ kategorisinde yerini alıyor ve okumaya hazır oluyor. Satın alınan kitapların yazı karakteri ve büyüklüğü değiştirilebiliyor. Bunun yanı sıra kitap metni içerisinde arama yapılıp, okuma esnasında kalınılan yerler ayraçla işaretlenebiliyor.

‘Vitrin’ kategorisindeyse adından da anlaşılabileceği gibi öne çıkan e-kitaplar yer alıyor. Bu kategoride arama yapmak mümkün. En ayrıntılı kategoriyse ‘Katalog’. Çünkü bütün kitaplar bu kategoride yer alıyor. ‘Katalog’ta türe ve yazara göre sıralama yapılabiliyor. Türe göre sıralama yapıldığında tarih, edebiyat ve politika gibi birçok alt kategori açılıyor. Yazara göre sıralamaysa alfabetik olarak gerçekleşiyor.

iKitap’ta şimdilik yaklaşık 180 e-kitap bulunduğunu öğrendik. Şirketten aldığımız bilgilere göre yayımlamak üzere hazır kitaplar var. Ancak hazır olan kitapları Apple’ın denetlemesi gerekiyor. Apple hazır olan bu kitapları onayladığında, iKitap’ta toplamda yaklaşık 500 kitap yerini alacak. Timaş, satışta olan kitap sayısını arttırmak için diğer yayın evleriyle anlaşmayı planlıyor.

iKitap’ın sessiz sedasız App Store girdiğini söyleyebiliriz. Buna rağmen uygulama yayına girdiği günlerde App Store’da ilk sıralarda yer almayı başarmış, şu anda ise daha aşağı sıralarda yer alıyor. iKitap’ın Android uygulamasının hazır olduğunu öğrendik. Ancak Android uygulaması iKitap’ın lansmanı ve reklamlarıyla yayımlanmaya başlanacak.

E-kitap sektöründe iKitap’ın rakipleri de bulunuyor. Rakiplerinin başında uygulamaları hazır olan idefix bulunuyor. Rakip olarak sayabileceğiz bir diğer uygulama ise uzun bir süredir çalışmaların devam eden Kitapyum‘u sayabiliriz. Tam olarak e-kitap olmasa bile Vodafone vRead ve Turkcell Dergilik uygulamaları da bu alanda değerlendirilebilir. Ancak yazının başında da söz ettiğimiz gibi e-kitap sektörü tablet PC’lerle beraber hızla büyüyor. Bu sebepten dolayı pazarın doyma noktasına kısa sürede geleceğini söylemek çok zor. iKitap ve diğerlerinin, pazarda çok daha hızlı büyüme kaydetmesini umuyoruz.

iKitap uygulaması ücretsiz olarak App Store’da bulunuyor indirip deneyebilirsiniz

29Şub/120

Barselona’da iki cephe: NFC ve 3G-WiFi kucaklaşması

Sık katılanlar ya da dışarıdan sıkı takip edenler bilir, Barselona’da düzenlenen Mobile World Congress genellikle üç beş ürün ya da servisin medya starı olduğu dev bir etkinlikler toplamıdır. Bir yandan da teknoloji basını dışındaki yayınların ilgisini çekmeyen geleceğin teknolojileri de bu fuarda görücüye çıkar. Asıl ağır toplar da işte onlar.

İkinci kategoriyi düşünerek fuarın ilk günündeki izlenimlerimiz, operatörler, mobil cihaz ve servis üreticileri, uygulama geliştiriciler ve bunlar arasında para alışverişini yöneten teknoloji firmalarının ‘kullanıcı için vazgeçilmezlik’ iddia ettiği bir mücadele alanı olduğu yönünde. Hemen tüm firmalar, sundukları çözümlerle ‘onlar sayesinde birbirimize bağlandığımız ve hayatımızı anlamlandırdığımızı’ söylüyor farklı cümlelerle. Peki dertleri ne? Bu mobil X2Y trafiğinde oluşan dev ekonomideki yerlerini sağlamlaştırmak ve elbette günün sonunda aldıkları payı artırmak. Sadece mobil operatörlerin beş yıl sonra yıllık toplam 1.1 trilyon dolarlık gelir rakamına ulaşacağı bir pazardan bahsediyoruz.

Bu noktadan baktığınızda MWC2012’de yeni iki cephede yoğun bir savaş göze çarpıyor. İlki NFC (Türkçesiyle Yakın Alan İletişimi), diğeri ise veri transferinde WiFi alanlarını da ele geçirmeye çalışan GSM operatörleriyle Wi-Fi bağlantıyı mobilize etmeye çalışan ISP’lerin rekabeti.

WiFi ve 3G: Düşman kardeşler

Barselona’da varlık gösteren, Telefonica’dan T-Mobile’a ve Turkcell’e, tüm GSM operatörlerinin ortak kanısı, artık 3G ile WiFi’ın bütünleşik bir yapı içinde birleşmesi. ADSL altyapılarına sahip firmalarla karşılıklı lisans anlaşmalarıyla sinerji yaratmanın örneklerini Türkiye’de de görüyoruz; Avae-TTNET,  Turkcell-Superonline ve Vodafone-Koçnet işbirlikleri bu alanda önemli bir örnek teşkil ediyor. Kısacası Barselona’da da bütünleşik erişim çözümleri en çok konuşulan konulardan biri.

MWC2012’de tanıtılan akıllı cihazların yarısından çoğu LTE (4G) özelliğiyle geliyor. Buradan yola çıkarak, GSM operatörlerinin kapsama alanından öte, çığ gibi büyüyecek veri transferinin altından kalkacak altyapıyı oluşturmada sıkıntı yaşayabilecekleri dile geliyor. Bugün 97 ülkede, toplam dünya nüfusundan fazla sayıda internete bağlı mobil cihaz var. Bu cihazlarla gerçekleşen veri transferinin 2016 sonunda geçtiğimiz yıl başına kıyasla 18 kat artmış ve toplamda ayda ortalama 11 exabyte’a ulaşmış olacağı öngörülüyor.

Yanlış olmasın, mobil veri transferinden bahsederken mobil operatörlerin 3G ağları üzerinden yapılanı kastetmiyorum sadece. Hatta bunun büyük bölümünün Wi-Fi ağlarla sağlandığını biliyoruz. Bugün Wi-Fi özelliği olmayan tek bir akıllı telefon hatta orta fiyat sınıfında feature phone yok. Ben dahil herkes WiFi ağı bulunan hemen yer yerde onu kullanıyoruz, bir restorana bile girdiğimizde çoğumuzun garsona ilk sorusu WiFi şifresi oluyor.

Sonuçta bugün internet erişiminde rakip gibi görünen iki sektörün kucaklaştığı bir ortam var Barselona’da.

Türkiye NFC’de ilk beşte

NFC cephesinde Türkiye’nin bir hayli sükse yaptığı bir fuar yaşıyoruz. Yazılan makaleleri gözden geçirdiğinizde, NFC-tabanlı ödeme sistemlerinin ‘best practice’ örnekleri arasında ülke bazında Türkiye’nin adı ilk sırada geçiyor. Fransa, Japonya, Güney Kore ve Birleşik Krallık da ilk beş içindeki diğer ülkeler. Tüm dünyada şu anda başka 45 GSM operatörü daha hızlı şekilde altyapı hazırlıklarını sürdürüyor.

Bugün fuar alanında bir araya geldiğimiz Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv de benzer bilgiler aktardı. T11 ve T20 modelleriyle iki yılı bulun bir süre sonunda toplam 40 bin temassız alışveriş noktasına ulaşıldığını, bu noktalarda 10 milyondan fazla işlem yapıldığını paylaştı. Benim öğrendiğim, bu rakamın sadece Hindistan ve ABD’de geçildiği yönünde. Ciliv’in bir vurgusu da, T20‘nin dünyada ilk Android NFC uygulamasını taşıyan telefon olduğu.

Google Wallet’ın 2012’de yaygınnlaşması, AT&T, Verizon ve T-Mobile’ın ortaklaşa kurduğu Isis adlı sanal cüzdan uygulamasının yıl ortasından sonra devreye girmesiyle NFC’de patlama beklemek mantıklı. Deloitte raporuna göre 2012 sonunda NFC çipseti taşıyan akıllı telefon sayısı 200 milyon, 2013 sonundaysa 300 milyon olacak. Gartner’ın MWC2012’de açıkladığı rapora göreyse 2015 sonunda tüm mobil cihazların yüzde 50’sinde NFC aksamı bulunacak. NFC için yarıiletken üreten firmaların 2015 sonundaki toplam gelir rakamı 1 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

Strategy Analytics’in MWC2012’de paylaştığı rapor, 2010-2016 arasında NFC ile yapılan ödemelerin hacminin 50 milyar doları bulacağı yönünde. Elbette ödeme dışında NFC’nin güvenlikten sağlığa, ulaşımdan navigasyona pek çok alanda kullanım şekillerini görüyor olacağız. O da başka bir incelemenin konusu olsun.

Etiketler: , , Yorum yok
26Şub/120

HTC, iCloud’a Dropbox ile cevap verecek

2011 yılında şirketlerin kıyasıya mücadele gösterdiği alanlardan biri şüphesiz Cloud Computing yani bulut bilişim oldu. Neredeyse tüm şirketler kendi bulut bilişim servislerini açarken, sunuculara olan yatırımlar hızla arttı. Geçen sene iCloud  servisini açarak 5 GB ücretsiz alan veren Apple, dikkatleri üzerine çekmişti. Bunun üzerine başta Google olmak üzere birçok şirket son kullanıcıya yönelik bulut bilişim servisi açmak için çalışmalara hız kazandırmıştı.

Akıllı telefonlarıyla ön plana çıkan HTC, Barselona’da gerçekleşen MWC fuarıda son kullanıcıya yönelik bulut bilişim servisi kullanıma açacağını duyurdu. Dropbox ile ortak yürütülen proje, depolama kapasitesiyle dikkat çekiyor. Şirketten yapılan açılamaya göre HTC’nin yeni akıllı telefonlarıyla kullanılacak olan bulut bilişim servisinde, 25 GB’lık alanı 2 yıl boyunca ücretsiz olarak kullanılabilecek. 50 GB’lık alanın fiyatı aylık 9.99 dolar. 2 GB’lık alansa ücretsiz olarak sunulacak.

HTC CEO’su Peter Chou tarafından tanıtılan servis, 10 bin’den fazla fotoğraf barındırabilecek. Chou’nun iddiasına göre HTC’nin bulut bilişim servisi Apple iCloud’a cevap verecek nitelikte.

Yeni servis, HTC’nin müzik servislerini 2013 yılında destekleyecek. Böylece otomobillerde CD ve mp3 kullanımını sona ereceğini söyleyebiliriz. Android cihaz kullanıcıları müzikleri bulut üzerinden otomobillerde dinlenebilecek.

Samsung ve Apple rekabeti altında ezilen HTC’nin bu servisle beraber adından yeniden söz ettirmeye başlıyor. Özellikle 2012 yılında bulut bilişim kategorisinde şirketin iddasının epeyce kuvvetli olacağını söyleyebiliriz.

Bu yazı Ahmet Can Şit tarafından yazılmış

26Şub/124

Alexa’da ilk 10.000.000’a girdik

Merhaba Sevgili okurlarim. An itibari ile Alexa'da dunya siralamasinda ilk 10.000.000 site icerisine girmis bulunmaktayiz.

26Şub/120

Google’ın İnsansız Araçları Yola Çıktı

Arama motoru olarak bilinen Google'ın bir süredir üzerinde çalıştığı insansız otomobiller nihayet test sürüşüne başladı. Peki bunun için neresi seçildi?

Bir zamanlar geleceğin teknolojileriarasında sayılan ve kısa süre önce gerçeğe dönüştürülen insansız otomobil fikri şimdilerde tekrar gündeme geldi. Tamamen bilgisayar kontrolüne tabi olan teknolojik aletler test sürüşüne çıktı.

Bu konudaki çalışmalarıyla adından sıkça söz ettiren Google, birkaç yıldır üzerinde çalıştığı insansız ulaşım (otonom) fikrini nihayet gerçekleştirdi. Ünlü firma, Google Maps haritalarını kullanarak hareket eden araçlarını denemeye başladı bile.

Nevada yollarına çıkan otomobiller kaza oranlarını büyük oranda azaltıyor. Online haritalar ile istediğiniz yere en kestirmeden giden otomobiller, harita dışı bir yola sapılması halinde kontrolü gerçek sürücüye bırakıyor.

Üstelik uygulanan sistem normal araçlara da dahil edilebiliyor. Yani servisin stabil olmasının ardından isteyen herkes sistemi aracına kolaylıkla entegre edebilecek.

Toplam 3 sayfa mevcuttur; 1. sayfayi okuyorsunuz...123